Bronşların hassasiyetini taşıyan ve aktaran genler yanında allerjik bir hassasiyeti aktaran genler de mevcuttur. Astım nasıl bir hastalıktır. Bir kişi bu iki olaya sebep olabilecek genleri de taşıması muhtemeldir. Alerji çeşitli organlarda belirti veren bir hastalıktır. Sadece burun mukozasında belirti verebilen bir alerjik rinit olabileceği gibi hem alerji hem egzema hem gıda alerjisi hem astım şeklinde de ortaya çıkabilir. Astım alerji olmadan da olabilir alerji ile beraber de görülebilir.
Son yapılan araştırmalarda özellikle gebelik döneminde ilk altı ayda kullanılan antibiyotiklerin Gırtlaktaki normal bakteri florasını engelleyerek ilerde astım olma ihtimalini arttırdığını göstermiştir. Astımla alerji arasındaki ilişki nedir. Nonsteroid anti inflamatuvar denilen ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler, kortizon dışı iltihab giderici bazı ilaçlar gene astım gelişmesine neden olabilirler. Sadece bunlarla ortaya çıkan astım durumları vardır. İlaca bağlı astım diğer astım tiplerinden daha ağır seyreder. Pratikte her türlü ilaç astım reaksiyonuna sebep olabileceği gibi nispeten nadir görülen reaksiyonlardır.
Astımın klinik belirtileri benzer olmakla beraber astımı ortaya çıkaran çevresel faktörlere göre tiplere ayılır. Örneğin allerji genlerine de sahip birinin bu alerjen maddeyle karşılaştığı anda mesela ev tozu ile karşılaştığı anda astım atağı geçirebilir. Bu tip astımlara alerjik astım diyebiliriz. Astımın diğer bir çeşidi de çocuklarda rastlanan ve alerjik olmayan bir astımdır. Genellikle 3 4 yaşları altında küçük çocuklarda görülür ve çoğunlukla bu tiplerde alerjik bir bulgu görülmez ve erişkin yaşamı boyunca da alerjik bir durum görülmez. Bu tip vakalar çoğunlukla iyileşir. Ergenlik dönemine kadar %80 civarında iyileşen bir durumdur. Astım tipi ne olursa olsun egzersizle uyarılabilir. Bir astım hastası tedavi görmüyorsa egzersiz sırasında çabuk yorulur. Bir de ilaca bağlı sadece ilaçlarla uyarılabilen bir reaksiyon vardır. Sadece egzersizle uyarılabilen astımlar da görülür.
Astım hastaları çoğunlukla kış ve bahar zamanları atak geçirirler. Bazı astımlılar henüz daha kronik bronşit belirtileri yerleşmemiş olduğu için soğuk algınlığı dönemlerinde birden başlayan sık nefes alma, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve şiddetli öksürük gibi belirtilerle doktora gelirler. Bazı astımlılar ise kronik astmatik sürece girdiklerinden kronik bronşit belirtileri gösterirler. Bu hastaların belirtileri ara ara değil devamlıdır.
Astım genlerimizle belirlenmiş bir karakter şeklindedir vücudumuzda. Astım doğuştan gelen bir potansiyeldir. Bu potansiyelin açığa çıkmasında Bazı çevre faktörleri ve uyarılar da eklenince astım ortaya çıkar. Örneğin çocuk bu genetik özelliği anneden veya babadan aldığı durumda örneğin allerji taşıyan bir genetik özellikte varsa Alerji yapan maddelerle ortaya çıkar var olan astım potansiyeli.
Baharatlı yiyecekler ve sirke, limon ve hazır soslu yiyecekler, çiğ olarak yüzek asit ihtiva eden sebzeler örneğin roka gibi, pırasa, lahana gibi yiyecekler bağırsak gazına neden olabilirler. Nohut ve kuru fasülye gibi mercimek mesela bakliyatlar da bağırsak gazına neden olurlar.
Bağırsak gazı mide gazının bağırsaklara geçmesi veya bağırsaklardaki bakterilerin fermantasyonu sonucu olaşabilir. Bağırsak hastalıklarında ve irritabl bağırsak sendromu denen durumda bağırsak gazı görülebilir. Sindirim sistemi enzimleri yetersiz salgılanırsa örnek verirsek pankreas hastalıkları ile yetersiz ensim üretilmesi durumunda bağırsak gazı oluşur. Safra kesesi hastalıklarında ve ayrıca safra taşı varlığında da bazğırsak gazı oluşabilir.
Burun dış ortamla direk bağlantılı olduğu için virüsler ve bakterilerin sık yerleşip ürediği bir bölgedir. Sinüsler ise buruna delik ile açıldıkları için bunlar da virüsler ve bakterilere devamlı maruz kalırlar. Sinüzit en çok üst solunum yolları hastalıkları sonucu örneğin grip nezle gibi hastalıklar sonucu gelişir. Oluşan ödem ile sinüslerin delikleri kapandığından sinüs içinde havalanma olmayacağından iltihabı kolaylaştırır. Bunların dışında sinüs deliklerini kapayan allerji, burun kemiğinin eğriliği, burunda et büyümesi ve geniz eti gibi durumlarda da sinüs havalanamayacağından iltihablanması sık olur. Kişinin immun sistemindeki yetmezlik te sinüzit oluşmasına neden olur.
Kafatasında burun çevresindeadına sinüs denilen boşluklar bulunur. Burun yan tarafındaki maksiller üst tarafta alın kemiği içinde frontal sinüs, burnun arkasında üst tarafa doğru ortada bulunan sfenoid sinüs denir. Sinüslerin özel bir delik ile burun içinebağlantıları vardır. Bu delikler sinüzlerin havalanmasını sağlarlar. İşte bu sinüslerin mikroorganizmalarca iltihablanması sonucusinüzit dediğimiz hastalık oluşur.
Sedef Hastalığı veya bilimsel adıyla "Psoriasis", hakkında en çok konuşulan ve yalan yanlış yorumlar yapılan hastalıklardan bir tanesidir. Hekim olmayanlarca dahi tanınabilen klasik görüntüsü net sınırlı, hafif deriden kalkık, kırmı-zı-pembe bir zemin üzerinde gümüşi beyaz, irice kepekler şeklindedir. En başla vurgulanması gereken özellikleri, estetik bozukluk dışında yaşamı etkilememesi ve bulaşıcı olmamasıdır.
Hipertiroidiye sebep olan faktörlere göre tedavi yolları değişir. Geçici hiperiroidilerde mesela tiroiditlerde beta bloker veya antienflematuvar ile semptomatik tedavi uygulanır.
Kalıcı vakalarda örneğin graves hastalığı ya da otonom fonksiyone toksik nodüller veya multinodüler guatr durumları kesin tedavi gerektirir. Örnek verirsek beta blokerler kalp hızını azaltıp titremeyi engellerler ve bu ilaçlar bronşlarda daralmaya neden olduğundan astımı olan hastalar kullanmamalıdır.
En fazla görtülen belirtisi çok sinirli olmak ve aşırı heyecan ve duygusallık durumu. İştahın normal olduğu halde kilo kaybı. Vücudu sıcak basması. Titreme özellikler ellerde görülen titreme durumu. Kalp çarpıntısı özellikle efor sarfettiğinde kalbin hızlı çarpması durumu. İncelen ve yumuşayan saçların dükülmesi durumu. Cilt yumuşar sıcak ve nemlidir. Kaşıntı görülebilir. Bağırsak hareketleri artabilir ve dışkı yumuşaklığından söz edilebilir. Ağır vakalarda özellikle omuz ve bacak kaslarında güç azalması görülebilir. Adet sayısında azalma görülebilir. Hipertiroidi durumu gözün üst kapağını açan kasları uyarıp gözün normalden daha açık kalmasını sağlar.
Tiroid bezinin aşırı uyarıldığı durumlarda mesela graves hastalığı ya da aşırı hcg salgılanması ya da hipofizde yer alan tümörler yahut aşırı iyot alınması gibi durumlar tiroidin fazla uyarılmasına neden olur.
Tiroit bezinde gelişen bazı nodüllerin varlığı hipertiroid sebebi olabilir.
Multinodüler guatr ya da otonom fonksiyon nodül varlığı
Tiroit bez sisteminin normalden daha fazla çalışması sonucu artan tiroit hormon salgısı durmuna verilen isimdir hipertiroidi.
Tirotoksikoz durumu ise çeşitli nedenler vasıtasıyla farzımisal fazla alınan tiroit hapları ya da tiroidit denilen durumlarda tiroit bezinden kana fazla miktarda tiroit salgılanması ile kanda tiroit hormonlarının miktarının artmasına verilen isimdir.
Mide ülseri nedir ve oluşumuna yol açan faktörler nelerdir
Mide ülserinin en sık sebebi helikobakter pilori adlı bakteridir. Yakın zamana kadar mide ülserlerine, koruyucu mekanizmaların bozulması ve asit fazlalığının en çok neden olduğu sanılıyordu. Son yıllarda yapılan çalışmalar midede üreyen helikobakter pilori adlı bakterinin mide ülserine yol açan en önemli neden olduğu kanıtlandı. Midenin duvarında hasar meydana gelmemesi için vücudumuz bazı koruyucu faktörler uygular. Bu koruyucu faktörlerin azalması sonucu mide ülseri-gastrik ülser riski artar.
safra kesesi taşları nasıl oluşur, nedenleri ve tedavisi
Safra kesesinin sık görülen bir hastalığı. Çok doğum yapmış ve şişman kadınlarda, Asyalılarda, Lâtin Amerikalılarda ve Hintlilerde daha yaygındır. Aynca karaciğer sirozu ve bazı ince barsak hastalıklarında daha sıkür.
Kolesterole doymuş safra, kolesterol cinsi safra taşlarının meydana gelmesine sebep olur. Bu hastalarda kolesterol yapımının artmış, safra asidi yapımının azalmış olduğu görülmüştür. Ayrıca safra kesesinde safranın durgun kalması, safra sümüksü sıvısının nitelik ve niceliğinin değişiklikleri, safrada artmış bili-rubin yoğunluğu, safra yollan iltihabı da sebepler arasında sayılabilir. Bunların nasıl taş meydana gelmesine sebep olduğu, henüz tam olarak anlaşılamamıştır.
Safra Kesesi iltihapı: "Kolesistit" adı da verilen safra kesesinin çok görülen hastalıklarıdır. Safra kesesinin, kimyevî değişikliklerle veya mikroorganizmalarsebebiylehusulegelen Safra kesesi iltihapları had veya müzmin olabilirler.
Karaciğerden barsağa giden boşaltıcı yolun dışında yer almış ve bir kanal ile temel safra yoluna bağlı olan; safra için depo görevini yapan ve safrayı daha konsantre (koyu) hâle getiren bir organ.
Şekil bakımından safra kesesi bir armuda benzer. Karaciğerin alt yüzündeki safra kesesi çukurunda yer almıştır. Kalın ucu Önde ve aşağıdadır. Safra kesesinin uzunluğu 8-12 cm ve genişliği 4-5 cm kadardır. Fakat duvarlan sağlam ve genişleme kabiliyeti fazla olduğundan, icap ettiğinde, patlamadan 200-250 cm3 kadar sıvı alabilir.
Karaciğerin devamlı olarak salgıladığı safra, safra kesesinde depolanıp, koyulaştırıldıktan sonra îcab ettiğinde safra kesesi kanalına, buradan da safra kanalı ile onikiparmak barsağına atılır. Bu kanalın onikiparmak barsağına açıldığı yerde, kanal ağzının açılıp kapanmasını sağlayan bir halkası olan Oddi sifinkteri (büzücü kası) bulunur. Safra kesesinin şu görevleri vardır